NEDEN GÜNEŞ?


Dünyada en çok kullanılan ulaşım araçları şüphesiz benzin motorlu araçlar... Ancak bunun sebebi, onların, insanoğlunun aklına gelen en parlak fikir olması değil, belki de sadece aklımıza diğer güzel fikirlerden biraz daha erken gelmiş olması…

Benzinle çalışan bir motor tükettiği kimyasal enerjinin %25 gibi çok düşük bir oranını hareket enerjisine çevirebilir, ki bu sadece motordaki kayıptır. Aracın vites kutularındaki ve aktarma elemanlarındaki kayıplarla birlikte; bir otomobil, deposuna koyduğunuz benzindeki kimyasal enerjinin %90’ını adeta çöpe atar.

 



Benzinli motorların tek sorunu düşük verim de değil. Bilindiği üzere egzoz gazları barındırdığı kükürtoksitlerle (SOx) asit yağmurlarına, sera etkili gazlarla küresel ısınmaya, nitroksitler (NOx) ve karbonoksitlerle (CO2 ve CO) ciddi hava kirliliğine yol açmakta. Dahası benzinin üretildiği petrol zaten tükenmeye yüz tutmuş bir kaynak ve bu da benzin motorlarının sonunun uzak olmadığının göstergesi. Bu sebepler de insanların kara ulaşım araçları için yeni enerji kaynakları aramak zorunda kalması için yeterli.

 



Bu çabaların başarılı sonuçlarından biri olan hidrojen motorları; egzoz gazlarının yarattığı çevre kirliliğine çözüm olmasına rağmen, benzin motorları gibi içten yanmalı olduğundan verim sorununa bir çözüm getiremiyor.

The Hydrogen Company”nin piyasaya süreceği “Hydrogen Shelby Cobra”

Temiz ulaşım araçları üretimi denemelerinin bir diğer meyvesi ise elektrik motorlu araçlar. Elektrik motorları çok daha yüksek verimlerde çalışabilir ve atmosfere atık yaymazlar, fakat bu motorların ihtiyaç duyacağı enerjiyi depolayacak olan yüksek güçlü aküler halen hızlı boşalıp yavaş doluyor. Bu soruna çözüm ise “hibrit” araçlardan geliyor. Hem benzin hem elektrik motoru bulunan bu araçlar ya benzin motorunu elektrik üretmek için kullanıyor yada kullanıcı tercihine bağlı olarak iki motordan birini doğrudan çekiş motoru olarak kullanıyor. Bu tarz araçlar piyasada mevcut fakat göreli olarak pahalı olmaları ve petrole olan bağımlılığı azaltmamaları sorunun çözümü olmadıklarının göstergesi.

Elektrik motorunun ihtiyaç duyduğu elektriği aracın tavanına yerleştirilen “fotovoltaik hücrelerden” de sağlamak mümkün. Bu güneş enerjisi hücreleri çevreye tamamen zararsız bir şekilde üzerlerine düşen güneş ışığını %7-25 verimlilikte elektrik enerjisine çevirebilir.

 

 

Yurtdışında Kim Ne Yapmış?

1982 yılında Hans Tholstrup güneş enerjisi ile çalışan ilk araba olan "QUIET ACHIEVER"ı yaptı. Üretilen bu araç, 4052 kilometrelik Sydney ve Perth arasını 20 günde tamamladı. Halbuki petrolle çalışan ilk araba aynı yolu 30 günde tamamlayabilmişti.



Bundan beş yıl sonra, 1987'de, Hans Tholstrup ilk güneş arabası yarışı olan World Solar Challange'ın öncülüğünü yaptı. Günümüzde de bu tarz yarışlar dünyanın çeşitli yerlerinde yapılmakta. Bunların en önemlileri ve en çok ilgi toplayanları arasında American Solar Challange ,Dream Cup ,Canadian Solar Discovery, Phaeton, Sunrayce ve Dream Cup Solar Car Race yer alıyor.





2001de düzenlenen '6th World Solar Challange'da birinci olmakla kalmayıp bir dünya rekoruna imza atan NUON takımının aracı Nuna II 170km/sa hıza ulaşabiliyor.

 


Nuna II

Aynı yarışta Aurora'nın aracı 91.7km/sa'le 2. olurken Massachusetts Institute of Technology(MIT)'nin şirin oyuncağı Tesseract 91.2km/sa ortalamayla yarışı 3. bitirdi.

 


Tesseract


Ya Türkiye?

Türkiye, teknolojiyle ilgili bir çok konuda olduğu gibi bu konuyu da maalesef biraz geriden takip ediyor. Ama "zararın neresinden dönülse kar" diyen TÜBİTAK düzenlediği FormulaG adlı yarışla Türkiye'yi de temiz enerji yarışına katmayı hedefliyor.

Şimdiye kadar aralarında ODTÜ, Boğaziçi, Hacettepe, ITU gibi pek çok üniversite takımının da bulunduğu 18 takımın katılacağını açıkladığı yarışın; 30 Ağustos'da İstanbul-Tuzla Formula-1 Yarış Pistinde yapılacak.



Yarışmanın ilan edilen kuralları arasında, en fazla 8m²-800W maksimum enerji çıkışlı güneş paneli ve 1kwH akü kullanılabilmesi, minimum 150 maksimum 300 Kg olabilecek aracın 5m-1,8m alanda sınırlı ve minimum 1m yükseklikte olması zorunluluğu gibi kurallar var.

Şimdiden basında geniş yankı bulan yarışmanın, pek çok ulusal kanalın yayın akışında geniş yer alacağı aşikar. Bu da pek çok sponsor firmaya "Türkiye'nin teknoloji üreten bir ülke olma yolunda attığı bu önemli adımda bizim de tuzumuz var" deme imkanı sunacak.